Üzeyir Efendi ve ailesinin hikayesi 1900lü yılların başlarına, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkan Eyaleti’ne, bugünkü Kuzey Yunanistan’a uzanır.
 
Yaşanılan etnik-milliyetçi olaylar neticesinde Yunanistan ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti arasında 1924’te yapılan mübadele anlaşmasıyla Avrupa coğrafyası Müslüman Türk nüfüsu Anadolu’da yaşayan gayrimüslim/Rum nüfusuyla değiş-tokuş edilmiştir.
 
İşte tam da o sancılı günlerde Kavala’da manda yetiştiriciliği ve tütün çitçiliği yapan Drama doğumlu Malakların Mümin Efendi, eşi Gülsüm ve üç evladını alarak ailesine huzurlu bir gelecek sağlamak amacıyla Anadolu yollarına düşer. Yolculuğun ilk durağı Trakya’nın sevimli beldesi Uzunköprü olur. Aile burada iki yıl geçirir. Sonrasında Çatalca ve çok kısa süreliğine İstanbul’a yerleşirler. Mümin Efendi aradığı yeni memleketi henüz bulamamış, ne Uzunköprü ne Çatalca ne de İstanbul içine sinmemiştir. Eş dosttan Zeytinliova’nın, o günkü adıyla Yayaköy’ün, toprağı bereketli havası pek güzel diye methini duyar.
 
Ona, Kavala’daki topraklarını hatırlatan Yayaköy’ü görür görmez gönlü akar bu güzel diyara. Kavala’lı Malakların Mümin Efendi,  eşi Gülsüm ve evlatları Ahmet, Meryem, Üzeyir ve Mehmet'le Zeytinliova’ya, o günkü ismiyle Yayaköy’e yepyeni bir hayata başlamak üzere yerleşirler. 
 
Soyadı kanunuyla beraber Malakların Mümin ’taş gibi dayanıklı’ demek olan Kayrak soyadını alır.
Mümin Efendi önce yerli halktan tarla kiralayıp tütün ekmeye başlar. Kısa zamanda Kavala’daki geçmişinden miras tütün üreticiliğindeki tecrübe ve başarısı, ona tütün eksperi sıfatını kazandırır. Toprağa ve tarıma kendini adamış olan Mümin Efendi’nin ilgisi gittikçe, daha ziyade bölgenin Rum nüfusunun yaptığı zeytinciliğe yönelir. Böylelikle tütün üreticiliği ve eksperliğinden kazandıklarıyla zeytinlik edinerek dört nesildir süre gelen “Lezzet Geleneği”nin ilk temellerini atar.
 
Mümin Efendi’nin 1938’de vefatından sonra çocukları zeytin ve zeytinyağı üreticiliğine devam ederler. Tüm çocukluğunu tarlalarda zeytinliklerde yağhanelerde geçirmiş, zeytin üreticiliğinin tüm inceliklerini babasından öğrenmiş olan genç Üzeyir atasının izini takip ederek kendisine düşen zeytinliklerde zeytin ve yağ üretmeye devam eder. Zeytinliova’da eşi Nazife Hanım’la mutlu bir yuva kuran Üzeyir Efendi’nin Bayram, Nedim, Nihat ve Perihan isimlerinde dört çocuğu olur. Kalenderliği ve dürüstlüğüyle bilinen Üzeyir Efendi’nin 1974 yılında vefatı sonrası zeytincilik önce evlatları sonrasında torunları tarafından devam ettirilegelir.
 
Ataları Rumeli’ne uzanan, Ege’nin şirin köyü Zeytinliova’da kök salan bir ailenin, dört nesildir devam eden geleneğine ithafen “Üzeyir Efendi” markası torunlarının emekleriyle can bulmuştur.